
Fatıma el-Fihri - Saray Duvarlarını Aşan Bilgelik: Dünyanın İlk Aktif Üniversitesi ve Akademik Yapılanma
Dünya Tarihine İz Bırakan Kadınlar serimizin 2. bölümünde Fatıma el-Fihri ile sizlerleyiz
Dünyanın en eski üniversitesi sizce hangisidir? Harvard Üniversitesi mi? Oxford Üniversitesi mi? Yoksa İstanbul Üniversitesi mi? Birçok insan bu soruya bu üniversitelerden birini cevap verir. Oysa doğru cevap bunların hiçbiri değildir.
Dünyanın günümüzde de kesintisiz eğitim vermeye devam eden en eski üniversitesi, Fas'ın Fes şehrinde bulunan Karaviyyin Üniversitesidir. Daha da ilginç olan ise bu üniversitenin kurucusunun bir kadın olmasıdır. 859 yılında Müslüman bir hayırsever olan Fatıma el-Fihri tarafından kurulan Karaviyyin Üniversitesi, yaklaşık on iki asırdır eğitim vermeyi sürdürmektedir. Bu yönüyle yalnızca İslam medeniyetinin değil, dünya eğitim tarihinin de en önemli kurumlarından biri olarak kabul edilmektedir.
Fatıma el-Fihri, sahip olduğu serveti kişisel zenginliği için kullanmak yerine eğitime ve topluma hizmet edecek kalıcı bir eser bırakmayı tercih etmiştir. Onun kurduğu kurum yüzyıllar boyunca binlerce âlim, bilim insanı ve düşünür yetiştirmiş, farklı coğrafyalardan gelen öğrencileri bir araya getirmiştir. Bu yazıda Fatıma el-Fihri'nin hayatı, Karaviyyin Üniversitesi'nin kuruluşu, eğitim anlayışı ve dünya tarihine bıraktığı miras ayrıntılı olarak ele alınacaktır.
Fatıma el-Fihri'nin doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Tarihî kaynaklara göre 9. yüzyılın başlarında, günümüzde Tunus sınırları içerisinde yer alan Kayrevan (Kairouan) şehrinde dünyaya gelmiştir. "El-Fihri" lakabı da ailesinin mensup olduğu Fihr kabilesinden gelmektedir. Babası Muhammed el-Fihri, dönemin tanınmış ve varlıklı tüccarlarından biriydi. Ticaret sayesinde ailesi hem maddi açıdan rahat bir yaşam sürüyor hem de dönemin ilim ve kültür ortamıyla iç içe bulunuyordu.
O dönemde Kuzey Afrika, İslam medeniyetinin en önemli bölgelerinden biriydi. Şehirlerde ticaret gelişiyor, yeni ilim merkezleri kuruluyor ve farklı kültürlerden insanlar aynı şehirlerde yaşamaya başlıyordu. Fatıma da çocukluk yıllarını böyle bir ortamda geçirdi. Ailesi onun eğitim almasına önem verdi. Özellikle dinî ilimler, Arap dili ve ahlak eğitimi konusunda iyi yetiştiği düşünülmektedir. O döneme ait kaynaklar sınırlı olduğu için çocukluğu hakkında ayrıntılı bilgiler bulunmasa da, ilerleyen yıllarda yaptığı çalışmalar onun eğitimin önemini çok iyi kavradığını göstermektedir.
Bir süre sonra Fatıma'nın ailesi, ekonomik ve ticari nedenlerle Fas'ın Fes şehrine göç etti. O yıllarda Fes, hızla büyüyen ve İslam dünyasının en önemli şehirlerinden biri hâline gelen bir merkezdi. Endülüs'ten ve Kuzey Afrika'nın farklı bölgelerinden gelen insanlar burada yeni bir hayat kuruyordu. Şehrin nüfusunun artmasıyla birlikte camilere, eğitim kurumlarına ve sosyal yardım faaliyetlerine duyulan ihtiyaç da giderek büyüyordu.
Fatıma el-Fihri'nin hayatındaki en önemli dönüm noktalarından biri ise babasının vefatı oldu. Babası geride önemli miktarda bir miras bıraktı. Kısa süre sonra eşi ve kız kardeşi Meryem'in eşi de vefat etti. Böylece Fatıma ve kız kardeşi Meryem aileden kalan büyük servetin sahibi oldular. Pek çok kişi böyle büyük bir serveti lüks bir yaşam için kullanmayı tercih edebilirdi. Ancak Fatıma el-Fihri farklı bir yol seçti. O, servetin en değerli yatırımının ilme ve insanlara yapılan yatırım olduğuna inanıyordu.
Bu düşünceyle yaşadığı şehir olan Fes'in ihtiyaçlarını incelemeye başladı. Şehirde ibadet edilecek daha büyük bir camiye ve aynı zamanda insanların eğitim alabileceği bir ilim merkezine ihtiyaç olduğunu fark etti. İşte bu fikir yalnızca İslam dünyasını değil, dünya eğitim tarihini de değiştirecek büyük bir projenin başlangıcı olacaktı.
Fatıma el-Fihri, Fes şehrinin ihtiyaçlarını gözlemledikten sonra insanların hem ibadet edebileceği hem de eğitim alabileceği büyük bir yapı inşa etmeye karar verdi. Bunun için babasından kalan mirası kullanmayı seçti. Amacı yalnızca gösterişli bir bina yapmak değildi. O, yüzyıllar boyunca insanlara fayda sağlayacak kalıcı bir eser bırakmak istiyordu. Bu düşünce İslam medeniyetinde önemli bir yere sahip olan sadaka-i câriye, yani kişi öldükten sonra da sevabı devam eden hayırlı işler anlayışının güzel bir örneğiydi.
859 yılında Karaviyyin Camii'nin temelleri atıldı. Rivayetlere göre Fatıma el-Fihri, inşaat süresince büyük bir özveri gösterdi. Yapım aşamasını yakından takip etti ve cami tamamlanıncaya kadar nafile oruç tuttuğu aktarılmaktadır. Ayrıca yapının mümkün olduğunca sağlam ve kaliteli olması için dönemin en iyi ustalarıyla çalıştı. İnşaat tamamlandığında ortaya yalnızca büyük bir cami değil, aynı zamanda ilim öğrenmek isteyen insanlar için önemli bir merkez çıkmıştı.
Karaviyyin Camii kısa sürede ders halkalarının kurulduğu bir eğitim merkezi hâline geldi. İlk yıllarda Kur'an-ı Kerim, hadis, fıkıh ve Arap dili gibi dinî ilimler öğretiliyordu. Ancak zamanla eğitim programı genişledi. Matematik, astronomi, mantık, tıp, coğrafya ve dil bilimleri gibi farklı alanlarda da dersler verilmeye başlandı. Böylece Karaviyyin, sadece dinî eğitim veren bir kurum olmaktan çıkarak çok yönlü bir ilim merkezine dönüştü.
İslam medeniyetinde camiler yalnızca ibadet edilen yerler değildi. Aynı zamanda insanların eğitim aldığı, ilim tartışmaları yaptığı ve yeni fikirler geliştirdiği merkezlerdi. Karaviyyin de bu geleneğin en başarılı örneklerinden biri oldu. Buraya Fas'ın farklı şehirlerinden olduğu kadar Endülüs'ten, Kuzey Afrika'dan ve Orta Doğu'dan da öğrenciler gelmeye başladı. Farklı kültürlerden gelen insanlar aynı çatı altında eğitim görüyor, birbirlerinden yeni bilgiler öğreniyorlardı.
Karaviyyin'in giderleri de Fatıma el-Fihri'nin kurduğu vakıf sistemi sayesinde karşılanıyordu. Vakfa ait dükkânlar, tarım arazileri ve çeşitli gelir kaynakları, eğitim faaliyetlerinin kesintisiz devam etmesini sağlıyordu. Böylece öğrenciler ve öğretim üyeleri uzun yıllar boyunca güvenli bir eğitim ortamına sahip oldu. Bu sistem, kurumun asırlar boyunca ayakta kalmasının en önemli nedenlerinden biri olarak görülmektedir.
Yıllar geçtikçe Karaviyyin'in ünü bütün İslam dünyasına yayıldı. Burada eğitim almak büyük bir ayrıcalık sayılmaya başlandı. Kurum zaman içinde bugünkü anlamıyla bir üniversite niteliği kazandı. Günümüzde UNESCO ve Guinness Dünya Rekorları, Karaviyyin'i dünyanın kesintisiz eğitim veren en eski üniversitesi olarak kabul etmektedir. Harvard, Oxford, Bologna ve İstanbul Üniversitesi gibi dünyanın tanınmış üniversiteleri kurulmadan yüzyıllar önce Karaviyyin'de öğrenciler ders görüyor, âlimler eserler yazıyor ve bilimsel tartışmalar yapıyordu.
Fatıma el-Fihri'nin attığı bu adım yalnızca kendi yaşadığı dönemi değil, kendisinden sonraki yüzlerce yılı da etkiledi. Kurduğu eğitim kurumu sayesinde bilgi nesilden nesile aktarıldı ve Karaviyyin, dünya eğitim tarihinin en önemli simgelerinden biri hâline geldi.
Karaviyyin, kurulduğu ilk yıllardan itibaren yalnızca Fas'ın değil, bütün İslam dünyasının en önemli ilim merkezlerinden biri hâline geldi. Burada verilen eğitim, öğrencilerin sadece belirli bir alanda değil, farklı bilim dallarında da bilgi sahibi olmasını amaçlıyordu. Bu anlayış sayesinde Karaviyyin, yüzyıllar boyunca hem dinî ilimlerin hem de pozitif bilimlerin birlikte okutulduğu saygın bir eğitim kurumu olarak varlığını sürdürdü.
Üniversitede Kur'an-ı Kerim, hadis, fıkıh, tefsir ve Arap dili gibi temel İslami ilimlerin yanı sıra matematik, astronomi, geometri, tıp, kimya, mantık, felsefe ve coğrafya gibi dersler de okutuluyordu. Bu durum, İslam medeniyetinin ilme verdiği önemin en önemli göstergelerinden biridir. O dönemde Avrupa'nın birçok bölgesinde yükseköğretim kurumları henüz kurulmamışken, Karaviyyin'de farklı alanlarda eğitim verilmesi dikkat çekici bir gelişmeydi.
Karaviyyin'in eğitim sistemi günümüz üniversitelerinden bazı yönleriyle farklıydı. Dersler genellikle caminin avlusunda veya sütunların arasında oluşturulan ilim halkalarında işlenirdi. Öğrenciler hocanın etrafında toplanır, anlatılan konuları dikkatle dinler, notlar alır ve sorular sorardı. Eğitim sadece ezbere dayanmazdı. Tartışma, yorum yapma ve düşünme becerileri de teşvik edilirdi. Bir öğrenci belirli bir alanda yeterli bilgiye ulaştığında hocası tarafından kendisine icazet adı verilen bir belge verilirdi. Bu belge, öğrencinin artık o alanda ders verebilecek seviyeye ulaştığını gösteriyordu ve günümüzdeki diploma sisteminin erken örneklerinden biri kabul edilmektedir.
Karaviyyin'in en dikkat çekici bölümlerinden biri de bünyesinde bulunan tarihi kütüphanedir. Dünyanın en eski faal kütüphanelerinden biri kabul edilen bu kütüphane, yaklaşık dört bin el yazması esere ev sahipliği yapmaktadır. Koleksiyonunda yüzyıllar öncesine ait Kur'an-ı Kerim nüshaları, hadis kitapları, tıp, matematik, astronomi ve felsefe alanında yazılmış önemli eserler bulunmaktadır. Bu eserler, İslam medeniyetinin bilim ve kültür alanındaki zenginliğini günümüze taşıyan önemli miraslar arasında yer almaktadır.
Karaviyyin'de eğitim gören veya burada ders veren birçok önemli isim bulunmaktadır. Bunlardan biri, Endülüs'te yetişen büyük Müslüman düşünür İbn Rüşd'dür. Akıl ve felsefe alanındaki çalışmaları hem İslam dünyasını hem de Avrupa'yı derinden etkilemiştir. Ünlü Yahudi filozof Musa bin Meymun (Maimonides) da bir dönem Karaviyyin'in ilmî çevresiyle bağlantı kurmuştur. Ayrıca 14. yüzyılın en önemli tarihçi ve sosyologlarından biri olan İbn Haldun da Fes'te bulunmuş ve Karaviyyin'de dersler vermiştir. Ayrıca ünlü coğrafyacı Muhammed el-İdrisî de Karaviyyin Üniversitesi'nde ilim faaliyetlerinde bulunmuştur. Ve bu isimlerin çalışmaları yalnızca kendi dönemlerini değil, sonraki yüzyılları da etkilemiştir.
Karaviyyin'in etkisi yalnızca İslam dünyasıyla sınırlı kalmamıştır. Orta Çağ boyunca Avrupa'dan birçok öğrenci ve araştırmacı da Kuzey Afrika'ya gelerek burada üretilen bilimsel çalışmaları incelemiştir. İslam dünyasında geliştirilen matematik, astronomi ve tıp alanındaki bilgiler zamanla Avrupa'ya taşınmış, Rönesans ve bilimsel gelişmeler üzerinde dolaylı da olsa önemli bir etki oluşturmuştur. Bu nedenle Karaviyyin, dünya bilim tarihinin gelişiminde önemli bir köprü görevi üstlenmiştir.
Bugün Karaviyyin Üniversitesi hâlâ eğitim faaliyetlerini sürdürmektedir. Aradan yaklaşık on iki asır geçmiş olmasına rağmen kurum varlığını korumayı başarmıştır. Bu özelliği sayesinde Guinness Dünya Rekorları ve UNESCO tarafından dünyanın kesintisiz eğitim veren en eski üniversitesi olarak kabul edilmektedir. Fatıma el-Fihri'nin yaklaşık bin iki yüz yıl önce attığı bu adım, günümüzde bile milyonlarca insan için ilham kaynağı olmaya devam etmektedir.
Fatıma el-Fihri'nin kurduğu bu eğitim kurumu, bilgiye yapılan yatırımın ne kadar kalıcı sonuçlar doğurabileceğinin en güzel örneklerinden biridir. Onun mirası, yalnızca taş ve tuğladan oluşan bir bina değil. Yüzyıllardır süren ilim, eğitim ve kültür geleneğidir. Bugün dünyanın dört bir yanında eğitim gören milyonlarca öğrenci için Karaviyyin ve onun kurucusu Fatıma el-Fihri, bilginin insanlığa bırakılabilecek en değerli miraslardan biri olduğunu göstermektedir.
Fatıma el-Fihri'nin hayatı incelendiğinde, onun en dikkat çekici özelliğinin sahip olduğu maddi imkânları yalnızca kendisi için değil, toplumun geleceği için kullanması olduğu görülür. Kurduğu eğitim kurumu sayesinde binlerce öğrenci ilim öğrenmiş, yüzlerce âlim yetişmiş ve sayısız bilimsel eser ortaya çıkmıştır. Aradan yaklaşık bin iki yüz yıl geçmiş olmasına rağmen Karaviyyin Üniversitesi hâlâ faaliyet göstermektedir. Bu durum, onun attığı adımın ne kadar ileri görüşlü olduğunu göstermektedir.
İslam dininde ilim öğrenmek ve öğretmek büyük önem taşır. Kur'an-ı Kerim'in ilk inen ayetinin "Oku!" emriyle başlaması ve Hz. Muhammed'in (s.a.v.) ilim öğrenmeyi teşvik eden birçok hadisi, Müslüman toplumlarda eğitimin neden bu kadar değerli görüldüğünü açıkça ortaya koymaktadır. Fatıma el-Fihri de bu anlayış doğrultusunda hareket etmiş, servetini insanların bilgiye ulaşabilmesi için değerlendirmiştir. Onun amacı yalnızca kendi dönemindeki insanlara yardım etmek değil, kendisinden sonra gelecek nesillere de fayda sağlayacak kalıcı bir eser bırakmaktı.
Fatıma el-Fihri'nin hikâyesi aynı zamanda kadınların tarih boyunca bilim ve eğitim alanında önemli roller üstlendiğini de göstermektedir. Günümüzde bazen bilim ve yükseköğretim alanındaki başarılar yalnızca erkeklerle ilişkilendirilse de tarih bunun doğru olmadığını göstermektedir. 9. yüzyılda yaşayan Müslüman bir kadının dünyanın en eski kesintisiz eğitim veren üniversitesini kurmuş olması, kadınların eğitim ve toplumsal gelişime yaptığı katkının en güçlü örneklerinden biridir.
Onun kurduğu Karaviyyin Üniversitesi, yüzyıllar boyunca farklı dinlerden, milletlerden ve kültürlerden insanları aynı çatı altında buluşturmuştur. Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudiler burada ilim öğrenmiş, bilgi paylaşmış ve birbirlerinin çalışmalarından faydalanmıştır. Bu yönüyle Karaviyyin yalnızca bir eğitim kurumu değil, farklı kültürlerin bir araya geldiği önemli bir bilim merkezi olmuştur.
Bugün dünyanın dört bir yanında binlerce üniversite bulunmaktadır. Modern laboratuvarlar, gelişmiş kütüphaneler ve dijital eğitim sistemleri sayesinde bilgiye ulaşmak geçmişe göre çok daha kolaydır. Ancak bütün bu gelişmelerin temelinde, yüzyıllar önce kurulan ilim merkezlerinin büyük payı vardır. Karaviyyin Üniversitesi de bu kurumların en önemlilerinden biridir. Fatıma el-Fihri'nin attığı adım, eğitimin toplumları değiştiren en güçlü araçlardan biri olduğunu kanıtlamıştır.
Yani Fatıma el-Fihri, yalnızca bir cami veya üniversite inşa eden hayırsever bir kadın değildir. O, ilmin toplumları geliştirdiğine inanan, sahip olduğu imkânları insanlığın yararına kullanan ve etkisi günümüze kadar ulaşan büyük bir eğitim öncüsüdür. Kurduğu Karaviyyin Üniversitesi, bugün hâlâ dünyanın dört bir yanından insanlar tarafından saygıyla anılmakta ve eğitim tarihinin en önemli kurumlarından biri olarak kabul edilmektedir. Onun hayatı, bilgiye yapılan yatırımın en kalıcı yatırım olduğunu gösteren en güzel örneklerden biridir. Fatıma el-Fihri'nin bıraktığı miras, yalnızca geçmişin değil, bugünün ve geleceğin öğrencilerine de ilham vermeye devam edecektir.
Serimizin devamı haftaya cumartesi Saat 20.00'de sizlerle...
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın